Burak Alban, MSc.Klinik PsikologAra
Ara
← Blog

Blog

Düzenli Terapiye Gelmek Bizi Nasıl Değiştirir?

Terapiye başladığımızda çoğu zaman bir şeylerin değişmesini isteriz. Bir ilişkide sürekli aynı yere takılıyor olabiliriz, kaygımızla baş etmekte zorlanabiliriz ya da nedenini tam olarak açıklayamadığımız bir sıkışmışlık hissedebiliriz.

Bu nedenle terapinin faydasını çoğu zaman terapistin söylediklerinde aramak kolaydır. Terapistin yaptığı bir tespit, sorduğu bir soru veya daha önce düşünmediğimiz bir bağlantıyı göstermesi gerçekten önemli olabilir.

Fakat terapideki değişim yalnızca bunlardan oluşmaz.

Özellikle düzenli ve uzun süre devam eden terapilerde daha sessiz başka bir süreç de yaşanabilir: Başlangıçta terapistle birlikte yaptığımız bazı şeyleri zaman içerisinde kendi kendimize yapmaya başlarız.

Terapötik ilişkide başlayan düşünme sürecinin içselleşmesini simgeleyen tek çizgi insan profilleri

Her Hafta Kendine Dönmek

Terapiye her zaman anlatacak önemli bir konuyla gelmeyiz.

Bazen seansa girerken “Bugün ne anlatacağım?” diye düşünürüz. Bazen oldukça sıradan bir hafta geçirmişizdir. Hatta konuşacak bir şey bulmamız gerekiyormuş gibi hissedebiliriz.

Fakat terapi her zaman terapistin soru sorduğu, danışanın da cevap verdiği bir yer değildir.

Danışan anlatır, çağrışımlarını takip eder, bazen susar, bazen bir konudan diğerine geçer. Önemsiz görünen bir olay başka bir şeyi hatırlatabilir. Bir süredir anlatılan bir meselenin daha önce fark edilmeyen başka bir tarafı ortaya çıkabilir.

Terapist bu keşif sürecine eşlik eder.

Bazen geri çekilip danışanın kendi akışını takip etmesine alan açar. Bazen bir bağlantıya dikkat çeker, bir noktada biraz daha kalmayı önerir, bir örüntüyü görünür hale getirir veya gerektiğinde daha aktif biçimde sürece yön verir.

Fakat ana tempo danışanın kendi sürecidir.

Bunu her hafta tekrar etmek ise zaman içerisinde kendi başına bir deneyime dönüşebilir.

Çünkü insan, hayatında ne olup bittiğine düzenli olarak dönmeye başlar.

Yaşadıklarımız Birikmek Yerine İşlenmeye Başladığında

Bir hafta yaşanır ve ardından o haftaya tekrar bakılır.

Bir tartışma anlatılır. Bir hayal kırıklığının üzerinde durulur. Önemsiz görünen bir olayın neden bütün gün zihnimizde kaldığını fark ederiz. Bazen geçen hafta bizi çok etkileyen bir şeyin bu hafta neden farklı hissettirdiğini konuşuruz.

Böylece hayat yalnızca yaşanıp geride bırakılan olaylardan oluşmamaya başlar.

Yaşadıklarımızı yeniden düşünür, anlamlandırır ve birbirleriyle bağlantılarını görürüz.

Bunu aylar boyunca tekrar ettiğimizde önemli bir değişim olabilir: Kendi hayatımızı yalnızca seansta incelememeye başlarız.

Bir olay yaşanırken kendimizi daha erken fark edebiliriz.

“Ben buna neden bu kadar öfkelendim?”
“Burada neden geri çekildim?”
“Bu bana neden bu kadar tanıdık geliyor?”
“Ben aslında neye ihtiyaç duydum?”

Geçmiş ortadan kalkmaz. Zor deneyimler de bir anda etkisini kaybetmez. Fakat yaşadığımız her şeyin aylarca işlenmeden üzerimizde taşınması yerine, kendi deneyimimize daha erken dönmeyi öğrenebiliriz.

Bazen değişen, yaşadıklarımızdan çok yaşadıklarımızla ne yaptığımızdır.

Yüzleşmek de Zamanla Gelişebilir

Terapi yalnızca kendimizi anlamaya çalıştığımız bir alan değildir. Bazen görmek istemediğimiz şeylerle karşılaştığımız bir yerdir.

Bir ilişkide kendi payımızı fark etmek, kabul etmek istemediğimiz bir ihtiyacımızı görmek, utandığımız bir düşünceyi söylemek veya yıllardır kaçındığımız bir duygunun yanında kalmak kolay olmayabilir.

Fakat düzenli terapide bunları tekrar tekrar deneyimleriz.

Bir hafta kaçtığımız konu başka bir hafta yeniden karşımıza çıkabilir. Söylemekte zorlandığımız bir şeyi sonunda kelimelere dökebiliriz. Rahatsız edici bir duyguyu hemen ortadan kaldırmak yerine onunla biraz daha uzun kalabiliriz.

Ve zamanla başka bir deneyim oluşabilir:

Bununla karşılaşabiliyorum.

Bu nedenle iyi terapi her zaman sarsıcı olmak zorunda değildir.

Bazı seanslar gerçekten güçlü olabilir. Kendimiz hakkında yıllardır taşıdığımız bir düşüncenin değişmesi veya hiç görmediğimiz bir örüntünün görünür hale gelmesi bizi sarsabilir.

Fakat dönüşüm her zaman böyle görünmez.

Bazen aylar sonra bir tartışmada eskisi gibi davranmadığımızı fark ederiz. Daha önce haftalarca taşıdığımız bir kırgınlığı daha erken ifade ederiz. Birinin davranışını hemen kendimize bağlamak yerine durabiliriz. Eskiden kaçındığımız bir duygunun yanında biraz daha kalabiliriz.

Değişim bazen tek bir büyük farkındalıktan değil, aynı psikolojik hareketin farklı deneyimler içerisinde tekrar tekrar çalışılmasından doğar.

İçgörüden İçselleştirmeye

Terapide zaman içerisinde kendimiz hakkında daha fazla şey fark etmeye başlayabiliriz.

Neden bazı ilişkilerde benzer yerlere geldiğimizi, hangi durumların bizi daha fazla tetiklediğini, bir davranışımızın ne işe yaradığını veya bugün verdiğimiz bir tepkinin geçmişimizle nasıl bağlantılı olabileceğini görebiliriz.

Bu, içgörünün önemli bir parçasıdır.

Fakat terapi yalnızca kendimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek değildir.

Asıl değişimlerden biri, bu farkındalığın giderek hayatın içine taşınması olabilir.

Başlangıçta terapistin fark ettiği bir örüntüyü zamanla danışan kendisi fark etmeye başlar. Önce seansta fark eder. Sonra seansa gelirken düşünür. Bir süre sonra ise olay yaşanırken kendisini yakalayabilir.

Terapist henüz bir şey söylemeden: “Ben yine aynı yere geldim.” diyebilir.

Burada terapistin işlevlerinden bir kısmı yavaş yavaş içselleştirilmeye başlanır.

Bu, terapistin artık bir katkısının olmadığı anlamına gelmez. Terapist hâlâ danışanın göremediği yerleri görebilir, yeni bağlantılar kurabilir, gerektiğinde yüzleştirebilir veya sürecin yönünü yeniden ele alabilir.

Fakat danışan artık kendi iç dünyasının yalnızca yaşayanı değildir. Giderek onu gözlemleyebilen, anlamlandırabilen ve gerektiğinde farklı bir şey deneyebilen biri haline gelir.

Neden Zaman Gerekebilir?

Bu nedenle bazı terapilerin aylar, bazılarının ise bir veya birkaç yıl sürmesi şaşırtıcı değildir.

Bir örüntüyü fark etmek bazen birkaç seansta mümkün olabilir.

Fakat bir şeyi anlamakla onun hayatımızdaki yerinin değişmesi aynı şey değildir.

“Bunu neden yaptığımı biliyorum” diyebilmek başka, aynı durum yeniden yaşandığında farklı davranabilmek başka bir süreçtir.

Üstelik terapi boyunca yalnızca aynı sorunu tekrar tekrar konuşmayız. Hayat devam eder. Yeni ilişkiler kurulur, hayal kırıklıkları yaşanır, kayıplar olur, başarılar gelir ve kişinin kendisini farklı koşullarda görme fırsatı ortaya çıkar.

Terapi odasında konuşulanlar böylece gerçek hayatın içerisinde tekrar tekrar sınanır.

Bu yüzden uzun süren terapinin değeri yalnızca daha fazla şey konuşmak olmayabilir.

Bazı şeyleri yeterince uzun süre deneyimleyerek içselleştirebilmek olabilir.

Terapinin Amacı Terapiye İhtiyaç Duymak Değildir

Belki burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Uzun süren bir terapinin amacı terapiyi mümkün olduğunca uzun sürdürmek değildir.

Terapi belirli amaçlarla başlar. Bu amaçlar bazen başlangıçta oldukça nettir, bazen de süreç içerisinde daha görünür hale gelir.

Zaman içerisinde danışanın belirtileri değişebilir, ilişkilerindeki örüntüler farklılaşabilir, kendisini anlamlandırma biçimi gelişebilir ve başlangıçta terapiye getirdiği meseleler artık eskisi kadar belirleyici olmayabilir.

Bu noktada terapinin amaçlarına yeniden bakılır.

Buraya gelirken ne üzerinde çalışmak istiyorduk?
Bugün bunun neresindeyiz?
Hâlâ üzerinde çalışmak istediğimiz bir şey var mı?
Yoksa artık bu süreci kendi başımıza sürdürebilecek bir yerde miyiz?

Bazen bu değerlendirme yeni amaçların belirlenmesine götürür. Bazen terapinin odağı değişir. Bazen de terapi sürecinin sonlandırılmasının zamanı gelmiştir.

Çünkü iyi giden bir terapinin sonuçlarından biri, danışanın terapistine giderek daha fazla ihtiyaç duyması değil; başlangıçta terapistle birlikte yapabildiği bazı şeyleri zaman içerisinde kendi başına da yapabilir hale gelmesidir.

Kendisine bakabilmek. Zor olanla karşılaşabilmek. Ne hissettiğini ifade edebilmek. Tekrarlayan örüntülerini daha erken fark edebilmek. Ve gerektiğinde kendisine yeniden yön verebilmek.

Belki terapinin dönüştürücü tarafı her zaman büyük ve sarsıcı anlarda değildir.

Bazen dönüşüm çok daha sessiz gerçekleşir:

Bir zamanlar yalnızca terapi odasında yapabildiğimiz bir şeyin, artık kendimizle kurduğumuz ilişkinin doğal bir parçası haline geldiğini fark ettiğimizde.