Travma, yaşanan olayın büyüklüğünden çok, kişinin o deneyimi nasıl yaşadığı ve bedende–zihinde nasıl işlendiğiyle ilgilidir. Bu nedenle travmalar sıklıkla büyük T ve küçük t olarak adlandırılsa da, bu ayrım bir travmanın “daha önemli” ya da “daha önemsiz” olduğu anlamına gelmez. Büyük T travmalar; kaza, saldırı, afet gibi ani ve yoğun biçimde güvenliği tehdit eden olayları kapsarken, küçük t travmalar genellikle tekrarlayan duygusal yaralanmalar, ihmal ya da güvende hissedilmeyen ilişkiler yoluyla gelişir. Ancak her iki travma türünde de belirleyici olan, yaşantının birey için taşıdığı yoğunluk ve baş etme kapasitesini ne ölçüde zorladığıdır. Dışarıdan “küçük” görünen deneyimler, kişi için derin ve kalıcı etkiler bırakabilir; bu nedenle travmalar büyüklüklerine göre karşılaştırılmamalı ya da küçümsenmemelidir. Her travmatik deneyim, bireyin yaşam öyküsü içinde kendine özgü bir anlam ve etki taşır.