Burak Alban, MSc.Klinik PsikologAra
Ara
← Klinik Yorumlarım

Klinik Yorumlarım

Çift Terapisi: Asıl Mesele Kimin Haklı Olduğu Değil

Çiftler terapiye geldiğinde çoğu zaman iki tarafın da anlatacak oldukça haklı bir hikâyesi vardır. Biri “Ben konuşmaya çalışıyorum ama o sürekli uzaklaşıyor” derken, diğeri “Ne söylesem yetmiyor, o yüzden artık konuşmak istemiyorum” diyebilir. Dışarıdan bakıldığında hangisinin haklı olduğunu bulmak cazip gelebilir. Ancak ilişkilerde sorun çoğu zaman tek bir kişinin yaptığı şeyden değil, iki kişinin birbirine verdiği tepkilerin zamanla oluşturduğu döngüden kaynaklanır. Aynı tartışmanın para, aileler, kıskançlık veya ev işleri üzerinden tekrar tekrar yaşanmasının sebebi de biraz bu olabilir. Konu değişir ama çiftin birbirine karşı aldığı pozisyon pek değişmez. Bu nedenle çift terapisinde asıl soru “Bunu kim başlattı?” değil, “Siz ikiniz kendinizi nasıl tekrar tekrar burada buluyorsunuz?” sorusudur.

Örneğin ilişkide kendisini yalnız hisseden bir taraf düşünelim. Partnerinin uzaklaştığını hissettikçe daha fazla konuşmak, mesaj atmak, soru sormak veya ondan ilgi beklemek isteyebilir. Aslında yapmaya çalıştığı şey oldukça anlaşılırdır: Sevdiği insanla arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışıyordur. Fakat diğer taraf bu ilgiyi bir süre sonra baskı, eleştiri veya “ne yaparsam yapayım yetmiyor” şeklinde yaşayabilir ve biraz rahatlamak için geri çekilebilir. İşin ilginç tarafı tam burada başlar. Biri uzaklaştıkça diğeri daha fazla yaklaşır; diğeri daha fazla yaklaştıkça ilki daha fazla uzaklaşır. Bir süre sonra ikisi de karşısındaki değişirse sorunun çözüleceğini düşünmeye başlayabilir. Halbuki ikisinin davranışı da farkında olmadan diğerinin en çok şikâyet ettiği davranışı büyütmektedir.

Çift terapisinde bu nedenle yalnızca “daha iyi iletişim kurmayı” öğrenmek yeterli olmayabilir. Bazen kişinin tartışırken aslında neyi korumaya çalıştığını anlaması gerekir. Sürekli açıklama isteyen biri gerçekten cevabı mı arıyordur, yoksa terk edilmediğinden emin olmaya mı çalışıyordur? Tartışma başladığında susan kişi umursamadığı için mi susuyordur, yoksa ne söylerse söylesin daha kötü olacağından korktuğu için mi? Davranışın altında ne olduğunu görmeye başladığımızda partnerimizin yaptıkları bize biraz daha farklı görünmeye başlayabilir. Bu, her davranışı kabul etmek veya sınırlarımızdan vazgeçmek anlamına gelmez. Fakat “Bunu bana neden yapıyor?” sorusunun yanına “Bunu yaptığında kendisini neyden koruyor olabilir?” sorusunu da koyabilmek ilişkinin içerisinde bambaşka bir alan açabilir.

Belki de çift terapisinin amacı bu yüzden bir ilişkiyi ne pahasına olursa olsun devam ettirmek değildir. Bazen çiftler birbirlerini daha iyi anlayarak ilişkilerini başka bir yere taşıyabilir, bazen de birlikte kalmanın kendileri için doğru olmadığına karar verebilirler. Terapinin görevi bu kararı onlar adına vermek değildir. Daha çok iki kişinin sürekli birbirini değiştirmeye çalıştığı yerden çıkıp, birlikte yarattıkları ilişkiye dışarıdan bakabilmelerine yardımcı olmaktır. Çünkü ilişkide yalnızca karşı tarafın ne yaptığını gördüğümüzde değişim için onun değişmesini bekleriz. Kendi payımızı da görebildiğimizde ise ilk defa bizim de yapabileceğimiz bir şey ortaya çıkar. Belki de çift terapisinin en önemli sorusu bu nedenle kimin haklı olduğu değil; iki insanın birbirini kaybetmemeye çalışırken nasıl olup da birbirlerinden uzaklaşmaya başladıklarıdır.