Travma denildiğinde çoğumuzun aklına çok ağır olaylar gelir. Kazalar, kayıplar, şiddet veya hayatımızı ciddi şekilde değiştiren deneyimler gibi. Fakat bazen insan yaşadığı şeyin üzerinden yıllar geçmesine rağmen neden hâlâ bu kadar etkilendiğini anlayamaz. “Bitti, geçti, neden hâlâ böyle hissediyorum?” diye düşünebilir. Çünkü bir olayın geçmişte yaşanmış olması, onun bizde bıraktığı etkinin de geçmişte kaldığı anlamına gelmeyebilir. Bugün partneriniz mesajınıza geç cevap verdiğinde hissettiğiniz yoğun terk edilme korkusu, birinin sizi eleştirmesiyle ortaya çıkan utanç veya aslında güvende olduğunuz bir anda bedeninizin birden alarma geçmesi geçmişte öğrendiğiniz bir şeyle bağlantılı olabilir. Aklınız size “Şu anda bir tehlike yok” derken bedeniniz ve duygularınız sanki tehlike hâlâ devam ediyormuş gibi tepki verebilir. Travma terapisinde amaç geçmişi değiştirmek değil, geçmişte yaşananların bugünü yönetmeye devam etmesini azaltabilmektir.
EMDR de tam olarak bu noktada kullanılan terapi yöntemlerinden biridir. EMDR sırasında amaç yaşadığınız kötü bir şeyi unutturmak, “aslında o kadar da kötü değildi” dedirtmek veya sizi olumlu düşünmeye ikna etmek değildir. Çünkü yaşadığınız şey gerçekten kötü olmuş olabilir. Değişmesini istediğimiz şey olayın gerçekliği değil, bugün sizin üzerinizde bıraktığı etkidir. Örneğin geçmişte terk edilmiş biri yeni ilişkisinde küçük bir mesafeyi bile “Yine terk edileceğim” şeklinde yaşayabilir. Çocukken kendisini çaresiz hisseden biri yetişkin olduğunda kontrol edemediği durumlara karşı çok daha yoğun tepkiler verebilir. Kişi bazen bu tepkilerin fazla olduğunu kendisi de bilir fakat yalnızca bunu bilmek duygusunu değiştirmeye yetmez. EMDR çalışmasında bu nedenle yalnızca ne düşündüğünüze değil; anıya eşlik eden duygulara, bedeninizde olanlara ve o deneyim sonucunda kendiniz hakkında öğrendiklerinize de bakılır.
Aslında bugün sizi zorlayan bazı davranışlarınız geçmişte sizi korumuş bile olabilir. İnsanlara güvenmemek yeniden incinmenizi engellemiş, sürekli kontrol etmeye çalışmak çaresiz hissetmenizi azaltmış veya insanlardan uzak durmak reddedilme ihtimalinden sizi korumuş olabilir. Bu nedenle “Ben neden böyleyim?” diye kendinize kızmadan önce belki de sorulması gereken başka bir soru vardır: “Bunu yapmayı ne zaman ve neden öğrenmek zorunda kaldım?” Çünkü bugün hayatınızı zorlaştıran bir tepki, geçmişte sahip olduğunuz şartlar içerisinde oldukça işe yarar olmuş olabilir. Problem, artık o koşulların içerisinde yaşamıyor olmanıza rağmen bedeninizin ve zihninizin hâlâ aynı şekilde korunmanız gerektiğini düşünmesidir. Travma terapisinde amaç bu korunma yollarıyla savaşmak değil, artık her durumda onlara ihtiyaç olmadığını fark edebilmektir.
İyileşmek bu nedenle yaşadığınız şeyi tamamen unutacağınız veya o anıyı düşündüğünüzde hiçbir şey hissetmeyeceğiniz anlamına gelmez. Sevdiğiniz birinin kaybını hatırladığınızda hâlâ üzülebilir, size yapılan bir haksızlığı düşündüğünüzde hâlâ öfkelenebilirsiniz. Fakat hatırlamakla yeniden yaşamak arasında önemli bir fark vardır. Bir anı artık geçmişte olduğunu bildiğiniz bir şeye dönüşebilir; sizi bugünkü ilişkilerinizden, kararlarınızdan veya yapmak istediğiniz şeylerden uzaklaştırmak zorunda kalmayabilir. EMDR ve travma terapisinde aradığımız değişim biraz da burada olabilir. Başımıza gelenleri değiştiremeyiz ama başımıza gelenlerin bugün kim olduğumuzu ve nasıl yaşayacağımızı tek başına belirlemesi de gerekmez. Belki de iyileşmek unutmak değil, geçmişte olan bir şeyi gerçekten geçmişte bırakabilmektir.