Ergenlik döneminde birçok anne baba çocuğunun değiştiğini düşünür. Eskiden sizinle daha fazla konuşan, söylediklerinizi daha kolay kabul eden çocuğunuz bir anda her şeye itiraz etmeye, odasına çekilmeye veya sizin düşüncelerinizden farklı şeyler söylemeye başlayabilir. Bazen giyim tarzı değişir, bazen arkadaşları daha önemli hale gelir, bazen de “sen beni anlamıyorsun” cümlesini daha sık duymaya başlarsınız. Ebeveyn açısından bütün bunlar çocuğun aileden uzaklaşması gibi görünebilir. Halbuki ergenlikte yaşanan değişimin bir kısmı tam da gencin “Ben kimim ve nasıl biri olmak istiyorum?” sorusuna kendi cevabını bulmaya çalışmasıyla ilgilidir. Çocuğun sağlıklı bir kimlik geliştirebilmesi için anne ve babasından farklı düşünebildiğini de deneyimlemesi gerekir. Buradaki önemli ayrım ise şudur: Aileden ayrışmak, aileden kopmak demek değildir.
Çocuğunuzun sizinle aynı fikirde olmaması bu nedenle her zaman aranızdaki ilişkinin bozulduğu anlamına gelmez. Hatta bazı konularda size itiraz etmesi, kendi kararlarını vermek istemesi ve zaman zaman hata yapması gelişiminin bir parçası olabilir. Çünkü bir genç yalnızca anne ve babasının doğrularını takip ederek kendisine ait bir kimlik oluşturamaz. Kendi doğrularını da deneyerek bulması gerekir. Burada ebeveynlerin en çok zorlandığı konulardan biri sanırım kontrolün yavaş yavaş el değiştirmesidir. Çocukken onun adına birçok kararı siz verirken, ergenlikle birlikte bazı kararları artık kendisinin vermesine alan açmanız gerekir. Bu elbette bütün sınırların ortadan kalkması anlamına gelmez. Gencin hâlâ ebeveynine ihtiyacı vardır; fakat bu ihtiyaç artık her kararın onun adına verilmesinden çok, kendi kararlarını verebileceği güvenli bir alanın korunması şeklinde değişmeye başlayabilir.
Bazen bunun tam tersi de yaşanır. Genç ailesinden farklı olmak için neredeyse her söylenenin tersini yapmaya başlayabilir. Fakat sürekli anne babasının tersini yapmak da aslında özgür olmak anlamına gelmeyebilir. Çünkü bu durumda da kararın merkezinde hâlâ anne ve baba vardır. Sağlıklı ayrışmada genç bazen ailesiyle aynı fikirde olabilir, bazen tamamen farklı düşünebilir. Önemli olan kararını yalnızca ailesini memnun etmek veya ailesine karşı çıkmak için değil, gerçekten kendisine ait olduğu için verebilmesidir. Bunun oluşabilmesi için de gencin ailesini tanıması, kendisine ailesinden nelerin geçtiğini fark etmesi ve zaman içerisinde bunların hangilerini yanında taşımak istediğine karar vermesi gerekir.
Belki de ebeveyn açısından en zor ama en kıymetli değişim burada gerçekleşir. Çocuğunuzun büyümesi, artık size ihtiyaç duymaması anlamına gelmez; size ihtiyaç duyma biçiminin değişmesi anlamına gelir. Onu her hatadan korumak yerine hata yaptığında yanında olabilmek, her kararına yön vermek yerine kararının sonuçlarını düşünmesine yardımcı olmak ve sizden farklılaştığında bunu ilişkinize yönelik bir tehdit olarak görmemek gerekebilir. Çünkü ergenlikte amaç çocuğun ailesinden uzaklaşması değil, ailesinin yanında kendisi olabilmeyi öğrenmesidir. Belki de sağlıklı bir kimlik gelişiminin sonunda gençten beklediğimiz şey tam olarak budur: “Ben sizden bir parçayım ama yalnızca sizden ibaret değilim.”